Ölüm Kaderde Varsa Öldürenin ne Suçu var?

Ölüm Kaderin Takdiri İle İse Öldürenin ne Suçu var?

Bu soruların cevabını iyi anlamak için kaderi doğru anlamak gerekir. Kader konusunda elde edilen yanlış bilgi ve yapılan yanlış yorumlar beraberinde pek çok sorunları da meydana getirir.

Kader ve kazaya iman islamiyetin nihayet hududur. İman ve islamiyete ait pek çok konu bilinmeden kaderkonusun da iyi anlaşılmaz.

Kader ve kazaya iman yüce Allah'ın ilim, irade, kudret ve tekvîn sıfatlarına inanmak demektir. Bir başka ifadeyle bu sıfatlara inanan kimse, kader ve kazaya da inanmış olur. Bu durumda kader ve kazaya inanmak demek, hayır ve şer, iyi ve kötü her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah'tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Bu nedenle kader Allah'ın ilim sıfatına kaza da Allah'ın kudret sıfatına bakar.

Allah'ın ilmi ezelidir. yani geçmiş gelecek ne varsa hepsini tüm özellikleri ile beraber bilir. Bu nedenle Allah'ın ilminde artma ve azalma olmaz. O sonsuz ilme sahiptir. meydana gelecek olayları önceden bilmesi Allah'ın ezeli ilminin bir gereğidir.

"İlim yani bilinen maluma (bilnene) tabidir...." kaidesine göre, Allah yaptığımız ve yapacağımız şeyleri bilir ve yazar. Yoksa Allah'ın yazdığı şeyleri biz mecburen yapıyor değiliz.

İnsan iradesiyle hangi şeyi yapmak isterse, yapılacak şeyin kaderinde yazılı olup olmadığını bilmez. Bu nedenle "ben sadece kaderimde olanı yaptım, neden suçlu olayım..." gibi bir ifade de esastan yanlıştır.

Öldüren adamın vicdanı varsa, bu öldürme fiili kendi özgür iradesiyle istediğini ve sorumlunun kendisi olduğunu kabul eder. Çünkü beşeri kanunları koyan insan olduğu halde, birini öldüreni mesul tutup cezalandırmaktadır. Buradan da anlıyoruz ki, insanın kendisi bile, bu işi işleyenin ve isteyenin insan olduğunu bilir.


Meydana gelen olaylarda olduğu gibi öldürme olayında da kader sebep ile neticeyi beraber takdir eder. Yani Allah hangi varlığın, hangi sebeplerden meydana geleceğini ezelden bilmiş ve takdir etmiştir. Allah'ın tayin ve takdirinin dışında herhangi bir varlık düşünülemediği gibi, sebebi tayin edilip ona göre yaratılan bir varlığın farklı bir sebepten meydana gelmesi gibi bir şeyden bahsedilemez. Bu kounuda"Cebriyecilerin sebebin ayrı, müsebbebin ayrı kaderi vardır....." demeleri büyük bir hatadır.

Allah'ı tenzih etmek amacıyla "kul kendi fiillerinin yaratıcısıdır" fikrini savunan Mutezile “şayet vuran adam silahı ateşlemezse, o kişi ölmeyecek” demekle yanlış etmektedir. Çünkü, Allah kimin hayatına ne zaman ve ne sebeple son vereceğini kendisi bilir.

Allah bir şeyi yaratttığında sebepleriyle beraber takdir eder. Şayet ihtiyar sahibi bir şahıstan ihtiyari bir fiil yaratılacaksa ve neticede sorumluluk olacaksa, o zaman sözkonusu fiili işleyenin de iradesi ehemmiyet kazanır. Allah bütün bunları Külli ve iktidarlı iradesiyle beraber planlamaktadır. Bu açıdan bakarsak Bir kişi öldürüldüğünde katilin iradesi ve bu arzusu bu büyük bir önem arzeder.

Yüksel UÇAR