İslam dininde hayatın ve varoluşun anlamı

İslam dininde hayatın ve varoluşun anlamı

İslam dininde hayatın anlamı ve varoluş gayesi iman ile izah edilebilir. Çünkü iman ile hiç bir şeyin tesadüf eseri olmadığını anladığı gibi, hayatının da bir gayeye ve amacı olduğunu bilir. İman ile insan hayatın sadece bu dünya hayatından ibaret olmadığını sonsuz bir alem olan cenneti kazanmak için gerekli hizmetleri ve hazırlıkları yapmak için bu dünyaya gönderildiğine inanır. Bu da kendini yaratan Allah'a ancak kulluk ile yani O'nun emrettiklerini yapmak ve yasaklarından da kaçınmak suretiyle mümkün olabilir.

İslam dininde hayatın ve varoluşun anlamı ayetin ifadesi ile "insanların ve cinlerin yaratılış gayesi ubudiyet ve kulluktur."(Zariyat, 51/56) Dünya hayatının süs ve cazibesine kapılıp, ahireti ve kulluğu unutmak değildir. Allah insanı ahiret hayatı ve kulluk için yarattığı için, insanı da bu gayeye münasip cihaz ve duygular ile donatmıştır. 

Şayet insan ahiret ve kulluk için verilen bu cihaz ve duyguları, dünyanın fani ve çirkin işlerinde sarf ederse, ceza olarak hem tatmin olmaz hem de ahirette hesaba çekilir. İşte insanı sıkan ve bunaltan temel husus, insana ebed için verilen cihazları fani dünyada kullanmasıdır.

Nasıl sarrafın hassas terazisi ile kömür tartılmaz, şayet tartılırsa yapılış amacının dışında kullanıldığı için kırılır ve üzülür. Aynı şekilde Allah’ı sevmek için verilen kalbi, fani sevgililere sarf edersek, kalp veriliş amacının dışında kullanıldığı için sıkılır ve bunalır.

Yine hakkı ve doğruyu bulmak ve Allah’ın sanatlarını tefekkür etmek için verilen aklı, nefsin ve hevanın hizmetinde kullanılırsa, akıl aynı kalp gibi sıkılır ve depresyona girer. Kur’an ve nurani şeyler ile tatmin olan ruhu, dünyanın süfli fantezilerinin peşine takarsak, ruh buhrana düşer...

İnsan, sahip olduğu bütün maddi ve manevi duygularını yaradılış amacında kullanırsa, hem tatmin olur hem de mutlu olur. Yok nefsin ve şeytanın aldatması ile dünyanın süfli ve adi işlerinde sarf etse, hem dünyada buhran sıkıntısına, hem de ahirette ihanet azabına müstehak olur.

Özet olarak, ruh ve kalbin boşluğunu ancak; Allah’ın marifeti ve muhabbeti doldurabilir.

kaynak: sorularlaislamiyet