Anne-Babaya Karşı Gelmenin Cezası

Anne-Babaya Karşı Gelmenin CezasıAnne-Babaya Karşı Gelmenin Cezası

Kur’an-ı Kerim’in en çok üzerinde durduğu haklardan biri hatta en başta geleni Anne baba hakkıdır. Kuran-ı Kerim’de Allah’u Teala 13 yerde anne-babaya iyiliği emretmiştir. Bu nedenle anne ve babaya asi olma büyük günahlardan sayılmıştır.

 “Hz. Peygamber (sav):
“Üç büyük günahı size haber vereyim mi?” Biz de:
“Evet ya Resulullah.”dedik. Hz. Peygamber (asm):
“Allah’a ortak koşmak, anne-babaya karşı gelmek, yalan söylemek, yalan yere şahitlik etmektir.” dedi. Bunu o kadar çok tekrarladı ki biz:  “Keşke artık söylemese de (kendisini yormasa) diye temennide bulunduk.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)
“Kıyamet günü Allah katında günahların en büyüğü Allah’a şirk koşmak, haksız yere bir mümini öldürmek, Allah yolunda düşmanla savaşırken savaş meydanından kaçmak, anne-babaya karşı gelmek, iffetli ve namuslu kadına iftira etmek, sihir öğrenmek, faiz ve yetim malı yemektir.” (İbn-i Hibban)

Bir mü’min için maksatların en büyüğü Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bunun da en kolay yolu da Anne ve babanın rızasını kazanmaktan geçtiğini peygamber efendimiz bildiriyor.

“Allah’ın rızasını kazanmak, anne-babasının rızasını kazanmakla olur. Allah’ın gazaba gelmesi ise ana-babanın öfkelenmesine bağlıdır. (Onları kızdırmak, Allah’ı gazlandırmaktır.)” (Hâkim, Taberânî)

Anne ve babasına asi gelen kimse cennetin kokusunu dahi alamaz.

“Cennetin kokusu beş yüz senelik mesafeden hissedilir. (Fakat buna rağmen) anne-babaya karşı gelen evlât ile sıla-i rahmi kesen kimse, onun kokusunu alamaz.” (Taberânî)

Dünya ve Ahiret hayatının güzelliğini elde etmenin yolu anne ve babasına iyi davranmak ve sıla-i rahime riayet etmekten geçer. Bu hususta Bediuzzaman Said Nursi :

“İşte, ey insan, aklını başına al. Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın “Ceza amelin cinsindendir.” sırrıyla, sen ana-babana hürmet etmezsen, senin evlâdın dahi sana hizmet etmeyecektir. Eğer ahiretini seversen, işte sana mühim bir define: Onlara hizmet et, rızalarını tahsil eyle. Eğer dünyayı seversen, yine onları memnun et ki, onların yüzünden hayatın rahatlı ve rızkın bereketli geçsin. Yoksa onları istiskal etmek, ölümlerini temenni etmek ve onların nazik ve çabuk etkilenen kalplerini rencide etmekle, “Dünya ve ahireti kaybetti. (Hac, 2)” sırrına mazhar olursun. Eğer rahmet-i Rahman istersen, o Rahman'ın emanetlerine ve senin hanendeki emanetlerine rahmet et.” (Yirmi Altıncı Lema)