Besmelenin Faziletleri

Besmelenin FaziletleriBesmelenin Faziletleri

Ebu-Muhammed Abdurrahman b. Hatim tefsirinde İbnu-Abbas yoluyle rivayet etti: «Affan oğlu Osman Resûlüllahdan Besmeleyi sor­du. Resûlüllah (S.A.V.) «O, Allanın isimlerinden biridir. Onunla Al-lahın en büyük isminin (ismi azâmin) arası yakınlıkta gözlerin siyahı ile beyazı arasındaki mesafe kadardır.»

El-Hafız b. Merduyeh Ebu-Said yoliyle rivayet etti:

«Meryem; oğlu Hz. İsa'yı öğretmek için muallime (öğreticiye) teslim etti.

Muallim İsa'ya:

 — Yaz.

— Neyi yabayım?

— Bismillah yaz.

— Bismillah nedir?

— Bilemem.

İsa (A.S.):

__Bismillah'ın «BE» si, Allahın bekası (ezeliliği) «SlN»i Allahın, se­nası (parlaklığı), «MÎM»i, Allanın memleketi, «allah» lafzı Mâbud-lann Mabudu, «Er-Rahman» dünya ve âhiret Rahmanı, «Er-Rahim» âhiretin Rahîmi demektir» dedi.»

İbnu-Merduyeh ve Ebi-Bürede'den, o da babasından rivayet ettiği şu hadisi nakletti: «Benim üzerime bir âyet nazil oldu. Davud oğlu Sü­leyman hariç hiç bir peygambere o âyet nazil olmamıştır. O da Bis-milİahir-Rahmanir-Rahim'dir.»

Yine Cabir b. Abdullah'dan gelen bir hadisde: «Besmele nazil ol­duğu zaman bulutlar doğuya kaçtılar. Rüzgârlar esmekten durdu. De­niz coştu. Vahşi hayvanlar kulak kabarttılar, gökten şeytanlara ateş atılıp recm edildiler. Allah, izzetiyle yemin ettik ki, ismi her hangi bir şey'in üzerinde anıhrsa ona bereket ihsan edecektir.» 

Veki'el-A'mes'den, Ebi-Vaü'den ve İbnu-Mesud'dan rivayet etti: «Allanın kendisini Cehennemin on dokuz zebanisinden korumasını is-tiyen Besmeleyi okusun. Böylece Allah, Besmelenin her harfini onun için zebanilere karşı bir koruyucu kalkan yapar.»

Besmelenin harfleri ondokuzdur. Zebaniler de ondokuz olduğu için her birine bir harf tekabül eder.

Îbnu-Atiyye, bu hadisi yönlendirerek şu gelecek hadisle takviye etti: «Otuz küsur meleğin süratle onu almaya koştuklarını gördüm.»

«onu» zamiri kişinin «Rabbena Velekel-Hamdu Hamden, Kesiren

Teyyiben, Mubareken Fini» (Ey Rabbimiz sanadır hamd. Bol, güzel ve bereketli hamd), sözüne racidir.   Bu söz otuz küsur harf olduğu için onu Allah'ın huzuruna götürmek üzere alan Melekler de otuz küsur idi­ler. Yani her harfe bir Melek düşer. Bundan başkası da vardır.

îmamı Ahmed b. Hanbel Musned'inde ResûlüUahın terkisine bi­nen Ebu-Temim el-Hüceymî voliyle rivayet etti: «ResûlüUahın bineği sürçtü. Ben, «Şeytan helak oldu (veya düştü)» dedim. Resûlüllah (S. A.) «Sakın şeytan helak oldu deme. Zira böyle dediğin zaman büyük­lük taslar ve gururlanır. «Kuvvetimle onu düşürdüm der». Bismillah dediğin zaman şeytan sinek gibi oluncaya kadar küçülür.» dedi

Bu, Besmelenin bereketinin etkisiyle olur. Bunun için her meşru iş ve sözün başında Besmele çekilir. Her hutbenin başında söylenmesi mustahabtır. Zira «Her emir ki ona Besmele ile başlanmamıştır o, ek­siktir (bereketsizdir)» diye hadis vârid olmuştur.

Helaya girmek istenildiğinde de Besmele çekmek mustahabdır. Zi­ra bu husüsda hadis varid olmuştur.

Abdestin başında da Besmele mustahabdır. Zira Ahmed'in Mus­ned'inde Sünenler de Ebu-Hüreyre Said b. Zeyd ve Ebi-Said kana­lıyla Merfu' olarak şu hadis gelmiştir: «Allanın adım abdestin üzerin­de anmayanın abdesti yok (demek) tir.»

Bazı âlimler; abdestte Besmele çekmek vaciptir, dedi. Bazıları her meşru işin başında Besmele çekmek vacibtir dedi.

Fahreddin er-Razî Tefsiri-Kebirinde Besmelenin fazileti hakkında bir çok hadis zikretti. Onlardan bazıları şunlardır:

1) Ebu-Hüreyre'den: «Ailenle birleşmek istediğinde Besmele çek. Zira eğer bu Besmeleli birleşmeden Allah sana bir yavru ihsan ederse, onun ve zürriyetinin alıp verdiği nefesler sayısınca sana sevablar yazılır.»

Bu hadisin aslı yoktur. Ne itimat edilir kitablarda ne de başka kitablarda böyle bir hadise rastlamadım.

Yemekte de Besmele çekmek mustahaptır. Sahihi Müslim'de «Re-iûlüllah üvey oğlu Ömer b. Ebi Seleme'ye Bismillah de, sağ elinle ve »nünden ye» dedi.

Bazı âlimler; yemekte Besmele çekmek vacibdir dediler. Resûlül-ahın emrini vucubu ifade eder mânâsına hamlettiler.

Buharı ve Müslim'de Îbnu-Abbas'dan gelen bir hadisde: «Eğer ıerhangi biriniz hanımıyle birleşmek istediğinde; Allanın adiyle Ey Al­anım! Bizi şeytandan uzak tut. Bize rızık olarak vereceğini şeytandan ızak tut» dese, şüphesiz ki o birleşmeden aralarında bir yavru takdir îdilirse, hiç bir zaman şeytan ona bir zarar dokundurmaz.»

İbnu-Cerir ve Îbnu-Ebi-Hâtim tbnu-Abbas yoluyle şunu rivayet et­iler: «Cebrail (A.S.) ilk Resûlüllaha indiğinde: «Ey Muhammed bilici e işidici olan Allanın yardımıyle kovulmuş şeytanın şerrinden korun­mamı istiyorum» dedi. Bundan sonra Cebrail (A.S.) şöyle devam etti: De ki Rahman ve Rahim olan Allanın adiyle», Ravi dedi: Cebrail Hz. Muhammed'e (S.A.V.): «Ey Muhammed! Allanın adiyle.. Rabbin olan Ulanın zikriyle oku, kalk, ve onun zikrîyle otur.»

«Allah» Cenabı Hakkın ismi azamidir.   Çünkü bütün sıfatlarla fatlanır, Mevlânın diğer isimlerinin hepsi onun sıfatları yerinde kul-anümıştır. Nitekim Kur'an:   «En güzel isimler Allahındır, onlarla Al-ahı çağırınız» dedi. (El-Araf: 180).

«De ki Allah diye çağırın veya Rahman diye çağırın (ne ile han-i ismiyle) çağırırsanız sonunda en güzel isimler onundur» (İsra: 110).

Sahihi Buharî ve Müslim'de: «Allanın doksan dokuz ismi vardır. Yüzden bir eksiktir. Kim onları sayarsa (ezbere okursa) Cennete gi­der»

İbnu-Maceh ve Tirmizî'nin rivayetlerinde o isimlerin sayımı gelmiştir.

 

Er-Razî tefsirinde bazılarından rivayet ederek dedi: «Allanın beş-bin ismi vardır. Bini, Kur'an ve sıhhatli hadislerdedir. Bini, Tevrat'tadır. Bini, İncil'dedir. Bini, Zebur'dadır.    Ve bini de Levhul-Mahfuzda­dır.»

«Allah» kelimesi Zatı-Kibriyâdan başkasına isim olarak verilme­miştir.

Mustek olmaması daha kuvvetlidir. «er-rahman, er-rehîm»,

İbnul-Enbârî, Ez-Zâhir'den, El-Müberred'den rivayet etti: «Er-Rah-man ibranice bir isimdir.»

Ebu-İshak Ez-Zecac «Meânil-Kur'an» adlı eserinde; Ahmed b.Yah­ya. «Er-Rehün arabça Kr-Rahınan ibranicedir. Bundan ötürü bir ara­da geldiler.» dedi.

Fakat Ebu-İshak'ın bu görüşü revaç görmemiştir. Zira Kur'an'da arabçadan başka bir dilin olmadığı kanaati daha kuvvetlidir.

İbnu-Abbas (R.A.) «Rahman ve Rehim iki .isimdirler. Birisi diğe­rinden daha incedir» yani daha fazla rahmeti taşır.

El-Hitabî ve başka âlimler, bu sıfatı, müşkül (çözülmez) saymış­lardır. «Umulur ki, «Erekkü» (daha nicedir) kelimesi yerinde «Erfekü» (daha merhametlidir) kelimesi vardır» dediler.

Nitekim bu husus başka bir hadisde şöyle gelmiştir: «ŞÜbhesiz ki, Allah Refik (Merhamet sahibi) tir. Her şeyde Rıfkı (Merhameti) se­ver. Rıfktan ötürü verdiğini, şiddet (gösterene) vermez.»

Îbnul-Mubarek:

«Er-Rahman, sorulduğunda veren, Er-Rehim, kendisinden bir şey­ler istenilmediği takdirde istemiyenlerden kızandır.» dedi.

Bu da, Tirmizî ve İbnu-Maceh'in rivayet ettiği hadis gibidir: «Al-I ah d an istemiyene Allah gazab eder.»

Zira istemiyen, ya Allanın varlığında şüphe eder veya sonsuz cö­mertliğinde.. Eğer «O bilir, ne diyeyim» kabilinden istemiyorsa, bu, teslimiyettir. Yüce bir Makamdır. Utanarak istemiyorsa, bu da, haddi­ni bilmektir!.. Allah bizi haddini ve hududunu aşmayan kullarından ede...

Bazıları «Rahman bütün mahlûkatı Renim de sadece Müminleri kapsam dediler. Fakat «Dünya ve âhiret Rahmam ve Rehimi» diye me'sur olan duada varid olmuştur.

«Er-Rahman» Allaha mahsus bir isimdir. Kimseye isim olarak ve­rilmez.

Nitekim «De ki: Allah veya Er-Rahman diye çağırınız. Hangisini çağırırsanız şüphesiz ki en güzel isimler onundur» (İsra: 110) âyetin­de vârid olmuştur.

Yemame'nin yalancı peygamberi ahmaklık yapıp kendisine «Ye-mame Rahmanı» ismini taktığı için Allah, ona yalancılık abasını giy­dirip onu yalancılıkla teşhir etti. Ona ancak «yalancı müseyleme» denir. Halk arasında yalancılıkta darbumesel oldu.