Anne Şefkati Allah'ın Rahmetinden Bir Damladır

Anne Şefkati Allah'ın Rahmetinden Bir DamladırAnne Şefkati Allah'ın Rahmetinden Bir Damladır

İnsan olsun hayvan olsun bütün annelerin şefkat ve merhameti sadece Allah'ın rahmetinin küçük bir parıltısıdır.

Dünyada Allah'ın bizler için büyük bir lütfu olan annelerimiz ve onların bizlere karşı olan şefkat ve merhameti bizleri sonsuz ve sınırsız olan Allah'ın şefkat ve merhametini anlamada bir vesile olmalı.Zira şefkatli bir anne Allah'a iman etmezse ve annesinden şefkat ve merhamet gören bir evlat annesinin şefkat ve merhametinin Allah'ın Er-rahim ismini bir tecellisi olarak görmez ise bu şefkati dünya hayatına hasrederse büyük bir hata eder. Çünkü dünyada tüm annelerim şefkati Allah'ın merhametinin bir küçük tecellisidir. Bunula ilgili pek çok hadis vardır. Bu hadislerden bir kaç tanesi Allah'ın merhametini şöyle izah edilmiş

“Allah’ın yüz rahmeti vardır; bunlardan bir rahmeti yeryüzü halkı arasında paylaşmış ki, onların ecelleri gelene kadar (hayatları boyunca) onlara kâfi gelir. Rahmetin doksan dokuz kısmını ise kıyamet günü evliyaları, dostları için saklamıştır.” (bk. Buharî, Rikak,19; Müslim, Tevbe, 18-21)  

“Allah rahmeti yüz parça yaratmış, doksan dokuzunu kendi nezdinde tutmuş, yeryüzüne bir parçasını indirmiştir. İşte mahlûkât bu bir parçadan dolayı birbirlerine merhamet ederler. Hatta at (bazı rivayetlerde “hayvan” geçmektedir), yavrusuna basmamak için tırnağını (ayağını) kaldırır.” (Buhârî, Edeb 19)

Benzer hadislerde Allah’ın, yüz rahmetinin doksan dokuzunu kıyamet günü için ayırdığı, yeryüzüne indirdiği bir rahmetle insanlar, cinler, hayvanlar ve böceklerin birbirlerine merhamet ettiği, bu rahmetle annelerin yavrularına şefkat ettiği, vahşî hayvanların ve kuşların birbirlerine acıdıkları anlatılmaktadır. (Müslim, Tevbe 19-21)

Allah’ın rahmetinin genişliğini şu hadis-i şerifler ile bir derece tefekkür edebiliriz:

“Allah’ın yüz rahmeti vardır. Her bir rahmet, gökle yer arasını dolduracak genişliktedir. Bunlardan sadece birisi dünyaya bırakılmıştır. Bundan dolayı kişi çocuğuna, kuş da yavrusuna merhamet ve şefkat eder. Amma kıyametin geldiği gün, Cenab-ı Hak o yüz rahmetini kullarına iade edecektir.” (Müsned-i Ahmed 2-154)

İbn-u Ömer (r.a.) anlatıyor: “Gazvelerinin birinde Resulullah (s.a.v.) ile beraberdik. Derken bir kavme uğradı. “Siz kimsiniz?” diye sordu. “Bizler Müslümanlarız!” dediler. Bir kadın tandırına yakacak atmakla meşguldü ve yanında bir oğlu vardı. Tandırın alevi yükselince kadın çocuğu uzaklaştırdı. Sonra kadın, Resulullah (s.a.v.)’ın yanına geldi ve: “Sen Allah Resulü’sün öyle mi ?” dedi. Aleyhissalâtu vesselam: “Evet!” deyince, “Annem ve babam sana feda olsun! Allah Erhamü’r-Rahimin (yani merhametli olanların en merhametlisi) değil mi?” dedi. Kadın, “Evet!” cevabını alınca bu sefer: “Allah’ın kullarına olan rahmeti, annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla değil mi?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselam yine: “Elbette!” buyurdu. Kadın: “Anne çocuğunu asla ateşe atmaz! (Daha merhametli olan Allah kullarını nasıl cehenneme atar?)” dedi. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselam ağlayarak başını eğdi. Sonra başını kadına doğru kaldırarak: “Şüphesiz Allah, hak yoldan sapıp O’na itaat etmeye tenezzül etmeyen ve tevhid kelimesini söylemekten imtina eden azgın kulundan başka kullarına azap vermeyecektir.” buyurdu.”

“Allah-u Teâlâ mümin kulu hakkında, çocuğuna karşı şefkatli olan anneden daha merhametlidir.” (Buhari, Müslim)