Hz Muhammed (sav) Adaleti

Hz Muhammed (sav) AdaletiHz Muhammed (sav) Adaleti

İnsan ilişkilerinde en temel ahlaki değerlerden biri de adalettir. Adalet, özetle her şeyde hakkı gözetmek ve hak edene hakkını vermektir. Adalet kavramının zıddı ve karşıtı ise haksızlık ve zulümdür. İslam’ın en çok üzerinde durduğu konulardan biri de adalet ve insanların haklarının korunmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de;  “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış)’tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.” (Maide suresi, 8. ayet.) buyurmuş ve Müslümanlara her zaman adaletle davranmalarını emretmiştir.

Adalet hem toplumsal hem de bireysel ilişkilerde en temel ahlaki değerdir. Toplumun huzuru ve düzeni adaletle sağlanır. Hakkı gözeten bir adalet anlayışı, fertlerin güven içinde yaşamalarına imkân tanır. Haksızlık ve adaletsizlik ise, huzursuzluk ve anarşiye zemin hazırlar. Yüce Allah, Hz. Muhammed’in adaleti gerçekleştirmek üzere gönderildiğini haber vermekte ve  “…Eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet! Allah adil olanları sever.” (Maide suresi, 42. ayet.) buyurmaktadır. Peygamberimiz, adaletle hükmeden ve herkesin hakkını gözeten bir insandı. O, her zaman adaletli olmayı kendine prensip edinmişti. İnsanlar arasında inanç farkı gözetmeden herkese eşit davranırdı. Adaleti ve temel hakların korunmasını toplumsal barışın kaynağı olarak görürdü.

Hz. Muhammed, peygamberlikle görevlendirilmeden önce de haksızlıkların karşısında durmuştur. İslamiyet’ten önceki Arap toplumunda, adaletsizlik ve haksızlık çok yaygındı.  Peygamberimiz, adaleti sağlamak üzere kurulan  Hılful Fudul (Erdemliler Birliği) adlı topluluğa katılmıştır. O, bu yolla birçok kimsenin haksızlığa uğramasını önlemeye çalışmıştır.

Peygamber eferndimiz hayatı boyunca, toplumda adaleti hâkim kılmak için mücadele etmiş, gerek Müslümanlar gerekse gayrimüslimler arasındaki muamele ve hükümlerde adaletin en güzel örneklerini vermiş, adaleti temel hakların ve özgürlüklerin korunması, toplumsal huzurun ve barışın sağlanmasının teminatı olarak görmüştür.

Bedir savaşında alınan esirler arasında Peygamberimiz’in amcası Hz. Abbas da vardı. Hz. Abbas'ın elleri bağlanmıştı. Esirler, fidye karşılığı serbest bırakılmaya başlanmıştı. Ensar’dan bazı kişiler Hz. Abbas'ın Allah Rasûlü’nün amcası olduğunu öğrenince onun fidyeden affedilmesini istediler. Allah Rasûlü: “Hayır, asla böyle bir şey olamaz Onun ödemek zorunda olduğu fidyenin tek bir dirhemi dahi bağışlanamaz” Buharî, Megâzî, 53. buyurdular. 

Yine bir gün, Peygamberimiz’in küçük torunları Hasan ve Hüseyin aynı anda Peygamberimiz’den su istediler. Peygamberimiz önce Hasan'a sonra da Hüseyin'e su verdi. Bunun üzerine Hz. Fatıma, "Babacığım suyu neden önce Hasan'a verdin. Hasan'ı daha mı çok seviyorsun” diye sordu. Peygamberimiz: “Hayır, ilk önce suyu Hasan istedi" cevabını verdi. Sevgili Peygamberimiz torunlarını severken de adaletli seviyor, hak geçirmiyordu. “Bağış ve ihsanlarınızda çocuklarınıza adaletli davranınız. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım” Ahmet bin Hanbel, Müsned, I/101.

Adaletsizliğin toplumsal huzuru bozacağını bilen peygamberimiz, hakkı gözetme ve adaleti gerçekleştirme konusunda çok titiz davranmıştır. O, güçlülerin zayıf insanları ezmesine izin vermemiştir. Hukuk kurallarını uygularken kişiler arasında ayrım yapmamıştır.  Medine’de yaşanan şu olay, bunun en güzel örneğidir: Soylu bir kabileye mensup olan bir kadın hırsızlık yapmıştı. Bazı kişiler peygamberimizden, kadının zengin bir aileden olduğunu ve cezalandırılmamasını istemişlerdi. Bu talep karşısında çok üzülen peygamberimiz, ayağa kalkarak tarihe geçen şu cevabı vermiş ve “Ey insanlar! Sizden önceki milletler, aralarında zengin, varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf, güçsüz biri hırsızlık yaptığında ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim ki, bu suçu kızım Fatıma da işlemiş olsaydı onu da cezalandırırdım.” (Buhari, Hudud, 11.) buyurmuştur. Bizler de peygamberimiz gibi haktan ve adaletten yana olmalıyız. İnsanlar arasında ayrım yapmamalı, bütün işlerimizde adaleti gözetmeliyiz.