Hz. Muhammed (s.a.v.) İslam’ı Yayma Çabalarında İzlediği Yöntem

Hz. Muhammed (s.a.v.) İslam’ı Yayma Çabalarında İzlediği YöntemHz. Muhammed (s.a.v.) İslam’ı Yayma Çabalarında İzlediği Yöntem

Hz. Muhammed (s.a.v.)’e insanları artık açıktan İslam’a davet etme  emri geldikten sonra görevine hemen başlamıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v) önce en yakın akrabalarını, ikinci olarak kendi kabilesini, üçüncü olarak tüm arap milletini ve umumi olarak da davetinin ulaşabildiği herkesi hak dine çağırmıştır.

Enam sûresi on dokuzuncu ayetiyle “Bu Kur’an bana vahiy olundu ki onunla sizi ve onun ulaştığı herkesi uyarayım. davetin kapsamı çizilmiştir.

İslam’ı yayma çabalarında izlediği metod

Hz. Muhammed(s.a.v.) tebliğde bulunurken çok sabırlı davranmış insanların şahsına karşı yaptıkları hakaretlere kabalıklara ve taşkınlıklara her zaman göğüs germiştir. Kimseye beddua etmemiş, güler yüzlü, affedici olmuştur. Onun bu davranışları tebliğde etkili olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de buna işaret edilerek “…şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. .Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et;…”(Âl-i İmran suresi, 159.ayet) denmiştir.

Hz. Muhammed(s.a.v.) insanların İslam’a girerek kurtuluşa ermelerini çok istemiştir. Bunun için de hayatı boyunca ulaştığı insanlara onları kırmadan incitmeden,

İslam’ı tebliğ etmiş, bunda da başarılı olmuştur. O gönülleri fethederek insanların Allah’ın dinine girmelerini sağlamıştır.

Bunu yaparken doğruluk, dürüstlük, adaletli olma, yumuşak huyluluk, bağışlayıcılık ve cömertlik gibi özellikleri ona yardımcı olmuştur.

Hz. Muhammed(s.a.v.) tebliğinde mektupları da kullanmış bazı devletlerin hükümdarlarına mektuplar yazarak onları İslam’a davet etmiştir.

Hz. Peygamberin tebliğinde önemli bir nokta da yaşantısıyla gerçeklemiştir. Onun yüzüne bakan onda ne bir yalan ne de bir güvensizlik görmüş, bu hali de insanların kendisine bağlanmasını sağlamıştır.

Hz. Muhammed(s.a.v.) gerek sahabeye gerekse sonradan gelecek Müslümanlara tebliğin nasıl yapılacağı hususunda en güzel örnek olmuş ve  “ Kolaylaştırın güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin”(Kütub-u Sitte, s63) buyurarak,  dinin sevdirilerek tebliğ edilmesini istemiştir.