Dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir

Dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir"Dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir" Hadisinin izahı

Ebu Hureyre radıyallahu anhden, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediği rivayet edildi:

- Dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir.

 İnsanoğlunun, Hakka vasıl olması yolunda dört mühim engel vardır. Bunlar: Nefis, şeytan, dünya ve insandır. Bu engelleri aşmak, onları çok iyi tanıyarak hile ve desiselerinden kurtulmak sûreti ile mümkündür. Onun için Kur'an ve sünnette bu engeller tanıtılmış ve onların tuzaklarından kurtulmanın yolları gösterilmiştir.

Biz burada mevzûmuzla ilgili olduğu için dünyayı tanımaya çalışacak ve ebedî cennet hayatı karşısında dünyanın bir mü'min için gerçekten nasıl bir zindan olduğun göreceğiz.

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Allah'tan korkanlar için elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz? (En'am: 32)

“Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebut: 64)

“Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir. Allah yanındaki ise bâkidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeli ile mükafatlarını vereceğiz.” (Nahl: 96)

Bu hususta Rasûlullah (sav)’den  gelen haberlerden bir kısmı şöyledir:

Bir gün Rasûlullah (sav) ölü bir koyuna rastladı. Ashabına: “Bu koyunun sahibi nazarında değerli bir şey olduğunu zanneder misiniz?” diye sordu. Dediler ki: “Değersiz sayıldığından onu atmışlar.” Rasûlullah (sav) buyurdu ki:

“Nefsim yed'i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki şüphesiz bu dünya, Allah nazarında, şu koyunun sahibi nazarındaki değerinden daha aşağıdır. Eğer bu dünyanın Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su dahi içirmezdi.” (İbn-i Mace)

“Dünya sevgisi her kötülüğün başıdır.” (Beyhaki)

Bu konu ile ilgil iolarak bediuzzaman said Nursi şu açıklamaları yapıyor.

Ehl-i dalâletin cinayetleri o kadar büyüktür ki, kısacık hayat-ı dünyeviyeye cezaları sığışmadığından, mukteza-yı adalet olarak, âlem-i bekàdaki Mahkeme-i Kübrâya havale edildiği için, ekseriyetle burada cezaya çarpılmıyorlar.

İşte, hadis-i şerifte 1 اَلدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ mezkûr hakikate dahi işaret ediyor. Yani, dünyada şu mü’min, kısmen kusurâtından cezasını gördüğü için, dünya onun hakkında bir dâr-ı cezadır. Dünya, onların saadetli âhiretlerine nisbeten bir zindan ve cehennemdir. Ve kâfirler, madem Cehennemden çıkmayacaklar;  hasenatlarının mükâfatlarını kısmen dünyada gördükleri ve büyük seyyiatları tehir edildiği cihetle, onların âhiretine nisbeten dünya cennetleridir. Yoksa, mü’min bu dünyada dahi kâfirden mânen ve hakikat nokta-i nazarında çok ziyade mes’uttur. Adeta mü’minin imanı, mü’minin ruhunda bir cennet-i mâneviye hükmüne geçiyor; kâfirin küfrü, kâfirin mahiyetinde mânevî bir cehennemi ateşlendiriyor.