Cuma namazının dindeki yeri ve hükmü

Cuma namazının dindeki yeri ve hükmüCuma namazı farz-ı ayındır. Farz-ı ayın her mükellefin bizzat kendisinin yapmakla mükellef olduğu ibadetlerdir. Cuma namazı Kur'ân-ı Kerîm de Cuma suresinde emrdilmiş ve sure adını da bu isimden alınmıştır. Bu sure de Cuma namazı emredildiği ve bu namazdan bahsedildiği için Cuma sûresi olarak adlandırılmıştır. Cuma suresinde Cenab-ı Allah: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırılınca Allah'ı anmaya (namaza) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne yayılın da Allah'ın lutfunu arayın ve Allah'ı çok çok anın ki felah bulasınız" (el-Cum`a 62/9-10).

Peygamber efendimiz  cuma namazını ilk defa Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine yakınlarındaki Rânûnâ vadisinde kıldırmıştır.

Hadis kitaplarında gerek cuma namazının fazileti, gerekse kuvvetli bir farz olduğu ve bu namazı özürsüz olarak terk etmenin büyük günah sayıldığı konusunda sahih hadisler bulunmaktadır. "Allah, önemsemediği için üç cumayı terkeden kimsenin kalbini mühürler" (Ebû Dâvûd, "Salât", 204; İbn Mâce, "İkametü's-salât", 93; Tirmizî, "Cum`a", 7; Nesâî, "Cum`a", 2) ve "Birtakım kimseler, ya cuma namazını terketmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler ve artık onlar gafillerden olurlar" (Müslim, "Cum`a", 12; Nesâî, "Cum`a", 2).

Bütün müctehidlere göre cuma namazı farz-ı ayın olup, Resûlullah zamanından itibaren farklı görüş açıklanmadığı için, bu hususta icmâ meydana gelmiştir.

Cuma namazı, cuma günü öğle namazı vaktinde kılınan ve farzı iki rek`at olan bir namazdır. Bu namazdan önce hatibin hutbe okuması namazın sıhhat (geçerlilik) şartlarındandır. Cuma namazı o günkü öğle namazının yerini tutar.