Affetmek nedir

Peygamberimizin affediciliği

Affetmek nedirAffetmek kelime ve terim anlamı

Afv’, sözlükte yok etmek, ortadan kaldırmak, silip süpürmek; fazlalık, artık gibi anlamlara gelmektedir.

Ahlâk ve hukuk terimi olarak ise genellikle, ‘kötülük ve haksızlık yapanı, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme’ anlamlarında kullanılmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de, Allah’ın (c.c) affediciliği ve bağışlaması çeşitli vesilelerle ifade edilerek affın ilâhi bir sıfat ve yüksek bir ahlâki üstünlük olduğu kesin olarak ortaya konmuştur.

Yine Kur’an’a göre, bir kötülüğün karşılığı ona uygun bir cezadır ve bu adâletin gereğidir. Hiçbir suçlu suçunun karşılığı olan cezadan daha fazlasıyla cezalandırılamaz. Çünkü bu zulüm olur. Buna karşılık haksızlığa uğrayan taraf suçluyu bağışladığı taktirde, “onu mükâfatlandırmak Allah’a düşer” Şurâ sûresi, 42/40 âyeti ile bağışlayanın hakkını Allah’ın (c.c.) vereceği bildirilir.

Zira bağışlayan kişi kendisi yararına adâletin yerine getirilmesinden gönüllü olarak vazgeçmiş ve affetmekle suçlu kimseye bir ‘ihsan’da bulunmuştur. Affetmek, İslâm’da bütün faziletlerin temelini teşkil eden ve takvaya en yakın olan bir meziyettir.

Yine Kur’an’da : “ ...onlar affetsinler, hoş görsünler. Allah’ın sizleri bağışlamasını istemez misiniz?Âraf sûresi,  7/199

“Sen Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, şüphesiz çevrenden dağılıp giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmalarını dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdikten sonra Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.”Âl-i İmrân sûresi,  3/159 buyurulmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in güzel ahlâkından birisi de hataları affedici ve bağışlayıcı olmasıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) kendi yakınlarına ve sahabilerine sürekli olarak hoşgörülü olduğu gibi, düşmanlarını da, özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamış, suçlarını affetmiş böylelikle sonunda da pek çoğunun müslüman olmasını sağlamıştır.

Hz. Aişe (r.a.) annemizin de buyurduğu gibi, Peygamberimiz (s.a.v.) yaratılışı gereği, kendisine kötülük edene kötülükle karşılık vermez; affeder ve ondan intikam almaya da yanaşmazdı.

Bu üstün ahlâk özelliklerinden dolayıdır ki, Peygamberimiz (s.a.v.) düşmanları tarafından bile takdir edilmiş, sevilmiş ve sevgisini onların kalbine de ulaştırarak, onların ebedi kurtuluşlarına vesile olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) savaş dışında, düşmanlarından kendisine sığınan, teslim olan ve bağışlanmayı dileyenleri yüz üstü bırakmamıştır. Ricalarını kabul ederek onları affetmiştir.

Peygamberimiz büyük bir orduyla Mekke’nin fethi için yola çıktığı, Mekke’ye yaklaştığı ve şehre girdiği sırada, düşmanlarının çoğu çaresiz kalarak eline düşmüş, zavallı bir halde önüne yığılmışlardı. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.) fırsatı olduğu ve gücü yettiği halde, rahmet Peygamberi olduğunu bir kere daha göstermiş, düşmanlarını affetme büyüklüğünü ilan etmiştir.

Zaten Allah (c.c.) da kendisine böyle tavsiye etmiyor muydu?

“Affa sarıl, iyiliği emret, cahillerden de yüz çevir.”A’raf sûresi,  7/199

Mustafa Bilgen

Yüksek İslam Ahlakı adlı eserinden