İslam'da Sabır Kavramı

İslam'da Sabır Kavramı

Ahlâk ve tasavvufun temel kavramlarından olan sabır, "acıya katlan­ma, sıkıntıya göğüs germe; Allah'a tevekkül ederek O'ndan gelen sıkıntılara kat­lanma; insanın kendisini, aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü işleri yapmaya veya yapılmasını yasakladığı, uygun bulmadığı davranışlardan uzak durmaya zorlaması; kişinin hayırlı amacına ulaşma yönündeki direnci" gibi anlamlarda kul­lanılır. Gazzâlî, sabrı "inanç gücünün bencil istek ve tutkulara karşı koyması" şeklinde oldukça kapsamlı bir ifadeyle ta­nımlar. İnkarcılık da bir tür inançtan kaynaklandığı için inkarcılarda görülen sab­rı da bu anlamda değerlendirmek mümkündür. Buna göre sabrın değeri arkasında­ki İnancın keyfiyetine göre değişir. Gazzâlî bu erdemin, bütün yaratılmışlar için­de sadece insana verilmiş bir ayrıcalık olduğunu belirtir. Çünkü hayvanlar akıl gü­cüne sahip olmayıp sadece içgüdüleriyle davrandıkları; melekler de -zaten yetkin varlıklar olmaları sebebiyle- sabrı gerektiren bir durumla karşılaşmadıkları için, sabır gösterme imkânları ve buna ihtiyaçtan yoktur.-İhya, IV, 56.

Kur'ân-ı Kerîm'de, rahatlık ve bolluk kadar sıkıntı ve darlık da bir hayat gerçeği olarak gösterilmiş.(Bakara 2/155) Hz. Peygamber'e hitaben, "Azim sahiple­rinin sabrettiği gibi sen de sabret" buyurulmuş. (Ahkaf 46/35) Allah yolunda cihad eden müminlerin yiğit, sebatkâr ve kararlı tutumlarından verilen örnekle(Ba­kara 2/249-250) sabrın, zorluklar karşısında acizlik gösterip sıkıntılara teslim ol­mak anlamına gelmediğine; aksine, Allah'ın inayetine güvenerek güçlükleri aşma iradesini göstermek olduğuna işaret edilmiştir.

DİB Kuran Yolu Tefsir- Meal