Adalet ve Allah'ın Adl İsmi

Adalet ve Allah'ın Adl İsmiAdalet ve Allah'ın Adl İsmi

Sözlükte ‘Adalet’, kelimesi eşit, denge, ölçmek, dengelemek, dengede tutmak tartmak vb anlamlarda kullanılmıştır. Bu sebeple adalet kavramını sembolize eden en güzel nesne terazidir.

Kavramsal olarak adalet her şeye ve herkese hak ettiği şekilde davranmak, dengeli ve ölçülü davranmak, doğru hüküm vermektir. Adalet kavramının zıddı ve karşıtı ise zulüm ve haksızlıktır.

Bu nedenle bir kimseye hak ettiğinden fazla vermek başka birine yapılan zulümdür. Aynı şekilde hak ettiğinden az vermek de  haksızlık ve zulüm yapmak hakkı gasb etmektir.

Bu nitelikleri taşıyan kişiye de adil kimse denir. Bu anlamda “Adl” Allah’ın isimlerindendir.

Adl, Allah'ın isimlerinden biri olarak kullanıldığında "çok âdil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan" anlamına gelir.

Allah’ın evrende bulunan her şeyi bir ölçüye göre yaratması  adl isminin bir tecellisidir. Allah’ın adl isminin yansıması kainatın her tarafında yer alır. Bundan dolayı atomlardan gezegenlere ve oradan yıldızlara varıncaya kadar her yerde hassas bir ölçü ve  ince bir ayar vardır.

Kainatta bulunan bu hassa ölçüler ve dengeler bozulursa her şey bozulur, dağılır ve kıyametin kopmasına sebebiyet verir. Örneğin dünyamızın güneşe olan mesafe azalsa veya çoğalsa dünyamız ya aşırı derecede ısınacak veya soğuyacak canlılar için elverişli olan ortam ortadan kalkacaktı.

Yine dünyamız kendi ekseni etrafında çok hassa bir ölçü ile döner ve hareket eder. Bu ölçü bozulursa dengeler bozulacak üzerinde yer alan varlıklar uzaya savrulacaktır.

Allah zatında adalet sahibidir. Bu nedenle Allah insanlardan da kendi aralarında adaleti emretmiş ve Adil olan insanları da sevdiğini bildirmiştir. Kur’an-ı kerimde “…Allah adil olanları sever.” (Maide suresi, 42. ayet.) buyrulmuştur.

Bireysel ve toplumsal ilişkilerde en temel ahlaki değer adalettir. Bir toplumda adalet mekanizması çökerse o toplum da her yönde çöküşe başlar. Haksızlık ve adaletsizlik bir toplumda yaygınlaşırsa, o toplumda huzursuzluk ve kargaşaya döner.

Adaletin hakim olduğu toplumda zayıflar ve güçsüzler ile zengin ve güçlüler hukuk karşısında eşittirler Bu kişiler arasında ayrım yapılmaz. Suçu işleyen kişinin makam, mevki ve konumuna göre verilecek ceza belirlenmez. Hukuk kuralları uygularken kişiler arasında ayrım yapılmaz. Medine’de bir kadın hırsızlık yapmıştı. Bu kadının mensub olduğu soyundan dolayı bazı sahabiler peygamberimizden bu kadına ceza verilmemesini talep etmişlerdi. İnsanların bu talebi karşısında peygamber efendimiz kızmış ve bunu şu şekilde ifade etmiştir. “Sizden önceki kavimlerin ve milletleri helak olmasına neden olan davranışları şu idi. Onlar aralarında zengin, varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf, güçsüz biri hırsızlık yaptığında ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim ki, bu suçu kızım Fatıma da işlemiş olsaydı onu da cezalandırırdım.” (Buhari, Hudud, 11.) buyurmuştur.

Dünyada bazen insanlar adaleti çeşitli şekillerde aldatabilirler. Fakat hiçbir şekilde Allah’ın adaletinden kaçamazlar. Çünkü Allah’ın adl ismi mutlaka bir gün gelecek tecelli edecek ve hak sahibini bulacaktır. Şayet bu dünyada adalet tecelli etmezse ahirette en ince ayrıntıya varıncaya kadar ortaya çıkacak hak sahibine hakkı iade edilecektir. Bu bakımdan Alah'ın adl ismi ahireti gerektiren bir isimdir. ahirette kurulacak mizan ile zerre kadar iyilik ve kötülükler tartılacak ve hak sahipleri haklarına kavuşacaktır. Dünyaya hakkı verilmeyen ve haksızlığa uğrayan kişiler mahşerde hakları iade edilecek ve zalim cezasını çekecektir. 

Yüksel UÇAR

www.ilimrehberi.com