Hile, Sahtekarlık ve Zararları

İnsanları aldatmaya yönelik her davranışa hile denir. Hile  aldatma ve sahtekarlık anlamlarına da  gelir. Örneğin hasta olmadığı halde hastaymış gibi davranmak,  bir öğrencinin bilmediği soruyu, kopya çekerek cevaplamak, bir tüccarın ürünlerin içine sahte ve kalitesiz maddeler karıştırmak, gibi şeyler hiledir.

Peygamber Efendimiz: "Aldatan bizden değildir." (Tecridi Sarih Tercemesi C.6- S.982) buyurmuştur. Bu hadis hem yalan söylemeyi hem de hile yapmayı yasaklamıştır.

Hilekârlık, insanları aldatma, onları küçümseme ve  hafife alma, hor görmektir. Hilekârlık kötü bir davranıştır. Çünkü kendi çıkarları için başkalarını kullanmak, insanların haysiyetine ve onuruna yakışmaz. Müslüman, dürüst, olgun, onurludur. Ne aldatır, ne de aldanır. Yüce Rabbimiz iş hayatında ve ticarette hile yapanları şiddetler uyarmış ve  : Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline" buyurmuştur.

Peygamber  efendimiz (sav) ticari hilelerden, sahtekârlıklardan ümmetini sakındırmış ve bu davranışları yasaklamıştır. “Peygamber  efendimiz (sav) bir gün bir buğday yığınının yanından geçerken elini bu yığının içine soktu. Eline ıslaklık geldiği anda buğday sahibine: Bu nedir? diye sordu. Oda: Yağmur değdi diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber  efendimiz (sav) Ona: Yağmur isabet eden kısmını yukarı koysaydın da insanlar görseydiler ya kim bizi aldatırsa bizden değildir diyerek o kişiyi azarladı”

Özü sözü doğru olan, inancının gereğini yerine getiren insanlar toplum tarafından sevilirler. Yalancılar ise toplumun huzurunu kaçırırlar. Toplumda güven duygusunun zedelemesine neden oldukları için hiç kimse tarafından sevilip sayılmazlar. Yalan yere yemin etmek ise yalana Allah’ı şahit göstermek olduğundan çok daha büyük bir günahtır.

Hilekârlar, yardıma ihtiyacı olduklarında kendilerine hiçbir kimse yardım etmez. Toplum tarafından dışlandıkları için yalnız yaşamaya mahkumdurlar.